|
Müslüman
olarak kendimizi nefis muhasebesine tabi tutalım. Eğer yaratana ve
yaratıklara, ülkemize ve milletimize karşı görev ve sorumluluklarımızda
kusur ve ihmallerimiz varsa, bu gece yapacağımız değerlendirme ile bunları
telafi yönüne gidelim.
Bu mübarek gece aynı
zamanda: Receb Ayının 27. Gecesindeki dimağları durduran Miracı,
Şaban Ayının 15. gecesindeki Beratı, 12 ayın sultanı
Ramazanı, bin aydan daha hayırlı olan Kadir
gecesini ve nihayet bayramları ilk olarak müjdeleyen nurlu,
mukaddes ve mübarek bir gecedir. Bütün bu geceler bin yıllık kızgın, yakıp
kavuran hayat çölünde susuzluktan ölmek üzere olan insanların kana kana su
içtiği ilâhi rahmet pınarıdır.
Asırlardan beri bütün müslümanlar Regaib gecesini ihya etmişler ve böylece
Receb Ayına kavuşmanın, üç aylar denilen feyizli bir
hasat mevsimine erişmesinin mânevi hazzını bu geceden itibaren duymaya
başlamışlardır. Müslümanlar âdetâ kıştan yaza; ekim mevsiminden biçim
mevsimine çıkmanın sevinci içine girmişlerdir. Miraca, Beraata, Ramazana,
Kadire ve bayramlara hakkıyla kavuşmak isteyenler ALLAH Teâlâ yolunda haz
ve nasiblerini Regâib gecesinden itibaren arttırmışlar, mübarek gün ve
gecelerin verdiği uyanıklık ile imanlarında kuvvet, ahlâklarında fazilet
kazanarak kemale ulaşmışlardır. Hakikaten bu mübarek Regaib gecesi, ALLAH
Teâlânın, Resullullah (S.A.V) hürmetine, mümin kullarına rahmet, lütuf,
inayet ve iyiliklerini bol bol verdiği bir gecedir. Bir rivayete
göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, bu gece ana rahmine intikal etmiş ve
yine Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, bu gece, Cenab-ı Hakktan has bir
tecelliye ve birçok manevi ihsanlara mazhar olmuştur. Hz. Peygamber (S.A.V.)
efendimiz de, bunun şükür ifadesi olmak üzere oniki rekat nafile namaz
kılmışlardır.
Bu geceye Regaib
Gecesi denmesi meleklerden sadır olmuştur. Şöyle ki: Enes b. Malik(R.A.)ten
rivayete göre Resûlullah (S.A.V.):
Recep, ALLAH Teâlânın
ayı, Şaban, benim ayım; Ramazan da ümmetimin ayıdır, buyurdu.
Bunun üzerine:
- Ya Resûlellah! ALLAH
Teâlânın ayı, sözünüzün manası nedir.
Diye soruldu.
Resûlullah (S.A.V.):
- Çünkü o
(Receb ayı),
mağfirete mahsustur. Bu ayda kan dökülmesi (adam öldürülmesi)
men edilir. Bu ayda ALLAH Teâlâ bir kısım Peygamberlerinin tevbesini kabul
buyurmuştur. Yine ALLAH Teâlâ bu ayda veli kullarını düşmanlarından
kurtarmıştır. Bir kimse Receb ayını oruçlu olarak geçirirse
ALLAH Teâlâ o kimseye şu üç şeyi gerekli kılar: Geçmiş günahlarının tümünü
bağışlar, kalan ömründe günah işlemekten korur, kıyamet günü susuzluğundan
emin kılar. Bu esnada yaşlı zayıf bir zat, ayağa kalkarak:
- Ya Resûlellah! Ben
Recebin hepsini oruç tutmaktan acizim, ne yapayım? Bu ikramlardan bana
nasib yok mu? dedi.
Resûlullah (S.A.V.):
- Sen de Recebin ilk,
orta ve son gününü oruç tut ki; bütün ayı oruç tutmuş kimsenin sevabına nail
olursun. Çünkü, bir hasene on katı ile muamele görür. Fakat, siz Receb
ayının ilk cuma gecesinden gafil olmayasınız. O, öyle bir gecedir ki;
melekler o geceyi:
- Regaib
gecesi diye isimlendirirler... Şöyle ki: O gecenin üçte biri geçtiği zaman;
göklerde ve yerlerde hiçbir melek kalmaz ki hemen hepsi Kâbe ve civarında
toplanırlar. ALLAH Teâlâ onların hallerine muttali olur ve şöyle buyurur:
- Ey meleklerim! Ne
dileğiniz var ise, benden isteyin!..
Şöyle derler:
- Ey
Rabbimiz! Senden dileğimiz odur ki; Receb ayında oruç tutanları bağışlayasın
Onların bu dileği üzerine, ALLAH Teâlâ şöyle buyurur:
- Bu dileğinizi yerine
getirdim.1
1 Abdülkadir Geylani,
Gunyetut-Talibin, 238-239
Mehmet Talü
|