|
Bu
mübarek geceye adını veren Regaib kelimesi Arapçada: Bahâsı ağır şey
veyâhut da: Bol atâ mânasına gelen Regîbenin cemi (çokluk şekli)dir. Şu
hâlde Regaib Gecesi: Cenab-ı Hakkın inâm hazînesinden bahâsı ağır şeylere
veyâ bol atıyyelere nâil olma gecesi
demek olur. Bu gece, rağbet bulmuş, pek mübarek, pek kıymetli bir gecedir.
Ebû
Ümame (R.A.) dan rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri çevrilmez, muhakkak kabul
olunur. Bunlar: Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesi,
yani Berat gecesi, cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi ve Kurban bayramı
geceleridir.2
Duaların makbul olacağı
geceler arasında Receb ayının ilk gecesiyle Cuma gecesi bulunması bu
gecelerin ihyasına bir işaret sayılmış ve ümmet tarafından bu gecelerin daha
fazla ibadetle geçirilmesi iyi karşılanmıştır.
Ömer
b. Abdülaziz (R.A.) şöyle demiştir: Sene içinde, dört geceye dikkat
edeceksin. Çünkü Allah Teâlâ, o gecelerde bol bol rahmet indirir. O geceler:
a)
Receb ayının ilk gecesi.
b) Şaban ayının orta
gecesi, yani Berat gecesi.
c) Ramazan ayının yirmi
yedinci, yani Kadir gecesi.
d)
Ramazan bayramı gecesi..
Halid b. Madan (R.A.)
şöyle demiştir: Sene içinde beş gece vardır. Bir kimse, iman ederek ve
sevabını Allah Teâlâdan bekleyerek, o geceleri ibadetle geçirmeye devam
eder ise, Allah Teâlâ, onu cennetine girdirir. O geceler:
1-
Receb ayının ilk gecesi.. O gece namaz kılmalı, ibadet etmeli, gündüzünde
oruç tutmalı.
2- 3-
İki bayram gecesi.. Onların gecelerinde namaz kılmalı, ibadet etmeli
gündüzlerini de oruçsuz geçirmelidir.
4-
Şaban ayının ortası, yani Berat gecesi. O gece namazla, ibadetle geçirmeli;
gündüzünde de oruç tutmalıdır.
5-
Aşura gecesi, yani Muharrem ayının onuncu gecesi. Bu gece namaz kılmalı,
ibadet etmeli, gündüz oruçlu bulunmalıdır.3
Bu gece bir fırsattır
Binaenaleyh biz de, bu
gecede yapacağımız dua ve ibadetlerimizin muhakkak kabul olunacağına ve
Allah Teâlânın biz kullarına olan lütfu, ikram ve izzetinin bol olacağına
inanarak bu geceyi ihya etmeye gayret gösterelim. Böyle mübarek fırsatlardan
faydalanıp afv olunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah
sayılan hareketlerden sakınalım. Bu fırsat bir daha insanın eline ya geçer,
ya geçmez.
Hani dedelerimiz,
ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız kardeşlerimiz! Hani
geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbablarımız! Nereye gittiler? Niçin
aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında
bizi de çekecek... Binaenaleyh bu mübarek Regaib gecesini toparlanmamıza
vesile kılmalıyız.
Regaib Kandili, Yüce
Allahın af ve mağfiretinin istendiği, umut, huzur ve ilahî müjdelerle dolu
bir gecedir. Bu nedenle, bu mübarek gece ve onu izleyen günler, Yaratıcımıza,
ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve
sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlamaya ve hatırlatmaya,
yanlış ve kusurlarımızdan dönmeye vesile olmalıdır.
Bu sebeple, idrak
etmekle şeref duyduğumuz bu gece, Allaha samimiyetle bağlanan kalplerin,
açılan ellerin, yalvaran dillerin boş dönmeyeceği inancıyla; başta İslam
aleminin aziz ve mansur olması, ülkemizin ve milletimizin birliği, dirliği,
huzuru ve geleceği için; solan yüzlerin gülmesi, kaybolan ümitlerin tekrar
gelmesi, sevgi, saygı, barış, hoşgörü ve kardeşliğin hakim olması, kötülük
ve düşmanlıkların ortadan kalkması, fakirlik ve tembellikten kurtulunması,
vatanımızın her köşesinden başarı ve kalkınma seslerinin yükselmesi,
gönüllerimizin aydınlanması ve manevi huzurla dolması için, hepimiz yeniden
düşünmeli, çalışmalı ve dua etmeliyiz.
Muhterem Okuyucu!
Bu
mübarek geceye adını veren Regaib kelimesi Arapçada: Bahâsı
ağır şey veyâhut da: Bol atâ mânasına gelen Regîbenin
cemi (çokluk şekli)dir. Şu hâlde Regaib gecesi: Cenab-ı Hakkın
inâm hazînesinden bahâsı ağır şeylere veyâ bol atıyyelere nâil olma gecesi
demek olur. Bu gece, rağbet bulmuş, pek mübarek, pek kıymetli bir
gecedir. Cenab-ı Hakkın kıymet ve değer verdiğine önem vermekle, kişi de
kıymet ve değer bulur. Sen Ona değer ver ki, Allah Teâlâ da sana kıymet
versin
Huzura açılan kapı
Birer
cüzü olduğumuz şu mâdde âleminde bahâsı ağır sayılan şeylerin değerleri
izâfîdir, itibârîdir, ârızîdir. Bu gün değerli olan yarın kıymetini
kaybedebilir. Bu gün değersiz olan, yarın değerlenebilir. Bu gün yeni olan,
yarın eskiyebilir. Bende olmayan, sizde bulunabilir. Lâkin Regaib gecesinin
bahâsı ağır şeyleri öyle değil! Yoksula da, zengine de
hâzırdır. Dâimâ aynı değerdedir. Dâimâ yenidir ve herkes için mümkündür. Bu
değerli şeyler, bu bol atıyyeler: İmândır, irfândır, ilâhî burhândır, ihsân
ve gufrândır, dünyâ saadeti, âhiret selâmetidir.
Demek
ki bu gece, Yüce Mevlânın rahmet hazinesinden değeri üstün, bahâsı ağır
atıyyelere erişme gecesidir. İnanmış insanların gönül huzuruna kavuşacakları
bir gecedir. Allah Teâlâya yönelmenin, Ondan af ve bağış dilemenin hazzını
tadacakları kutlu bir gecedir. Bu gecede Yüce Allahın sonsuz
rahmeti müminleri kuşatır. Ona yükselen dualar kabul görür. Yalvaran
diller ve kaldırılan eller boş geri çevrilmez.
Üç aylar iyi
değerlendirilmeli
Müslümanlar için çok kıymetli olan bu geceyi ve mübarek üç ayları uyanık bir
şekilde geçirmeliyiz. Günahlarımıza, yanlış tutum ve davranışlarımıza tevbe
etmeli, hatalı yolda isek hemen dönmeliyiz. Yüce Rabbımıza karşı eksik olan
kulluğumuzu tamamlamaya çalışmalıyız.
Milletimizin manevi
duygularını canlandıran, kendi iç dünyalarını değerlendirme fırsatı veren,
sorumluluk sahibi herkesin görev ve sorumluluğunu hatırlamasına vesile olan
Regaib gecesi, duygu ve düşüncelerimizde yenilenerek ilahi rahmeti çekecek
işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için bir
nimettir.
Kuran-ı Kerimin; İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır4,
Erkek veya
kadın kim mümin olarak iyi amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile
yaşatırız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeliyle
veririz5
beyanları, maddi ve manevi yönden ilerlemenin ve her alanda var olma yolunun
çalışmak ve emek sarf etmekten geçtiğini, hayatın güzelleşmesinin iman ve
çalışma ile mümkün olacağına işaret etmektedir.
Müminlerin gönüllerinde
huzur veren duygu ve hislerin oluşmasına, zaman zaman oluşan olumsuz
düşüncelerden zihinlerin temizlenmesine vesile olan Regaib gecesini, fert ve
toplum olarak bu duygular içerisinde değerlendirmek durumundayız. Çünkü,
hayatımızda maddi ve manevi yönden denge oluşturmaya, tutarlı yaşamaya,
insanlarımızı ayırmadan ve yargılamadan anlamaya, kendi içinde ve çevresiyle
barışık olmaya, paylaşmaya, ekonomik sıkıntılardan dolayı ümitlerini ve
ahlaki değerlerini kaybedenleri nasıl kazanacağımızı düşünmeye, insanlıktan
sorumlu topluluğun bir parçası olarak eğitim ve bilimde ahlaki ve evrensel
değerleri ortaya koymada, üretim ve kalitede hukuk ve adalete bağlı kalmada
yükselmeye ihtiyacımız vardır.
Dostluk ve kardeşlik
hakim kılınmalı
Duyguların ve hislerin
coştuğu, dua ve niyazların yükseldiği, inananların huzur bulduğu böyle
gecelerde; insanlarımız kalplerinde iyimserlik ve ümit kandillerini yakmalı,
Regaibin engin mesajını ruhlarında hissetmeli, ufuklarını açacak
aydınlatıcı bilgilere doğru koşmalı, İslam dininin yaratanı tanıma ve ona
bağlılık, yaratılanı sevme ve güzel ahlak dini olduğunu idrak etmeli ve
gönül kapılarını herkese açmalıdır.
İslam alemi bu geceyi
her yıl hüzün, keder ve kalplerdeki burukluğu yaşayarak idrak etmektedir.
Çünkü İslam aleminin bir bölümünün çevresinde meydana gelen ve uzun zamandır
çözümü de mümkün olmayan hadiseler, sağduyu sahibi bütün insanları üzmekte
ve derinden yaralamaktadır. İnanıyor ve ümit ediyorum ki aklı selim galip
gelecek, şiddet ve akan kan durdurulacak barış hakim olacaktır. İnsanlık
adına hayır düşünen ve şiddetin yürekleri parçaladığına inanan herkesin
gerekli hassasiyeti göstermesini diliyorum.
Allah Teâlâya hamd
olsun, bir Regaib gecesini daha idrakimiz nasip ve müyesser oldu.
Binaenaleyh bu nimetin kadrini bilerek şükrünü ödemek mecburiyetindeyiz.
Esasen Regaib gecesinin ihya edilmesi, her mümin için ulvi bir vazifedir.
Bu mübarek geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur
ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli,
söz ve fiillerimizin Kuran-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının
muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine
sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız.
Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara
yardım elimizi uzatmalıyız.
Regaib gecesinin en
önemli yönlerinden birisi de insanların kendilerini hesaba çekme, günah ve
sevaplarını düşünerek bundan sonraki hayatına çekidüzen vermelerine imkan
tanımasıdır. Binaenaleyh: Bu gece vesilesiyle, yüce Rabbimize karşı eksik
olan kulluğumuzu tamamlamaya çalışalım. Allah Teâlâya daha yakın
olabilmenin yollarını arayalım. Dilimizi, kalbimizle birleştirerek can ü
gönülden hatalarımıza, kusurlarımıza, günahlarımıza tevbe edip, daha ileriye,
daha iyiye ve daha güzele yönelmeye gayret edelim. Tembellik cehalet ve
gafleti terk edip, gayrete gelelim. Kısacası: Mağfiret-i İlahiyyeye nail
olabilmemiz için yapılması ne gerekli ise onu yapalım. Günah mı işledik.
Tevbe edelim. Felah bundadır. Allah Teâlâ ve Resulünün yolundan mı ayrıldık?
Hemen dönelim. Salah bundadır. Din kardeşlerimizden birinin gönlünü mü
kırdık? Onaralım. İnsanlık bundadır. Üzerimizde başkalarının hakkı mı var?
Ödeyelim. Müslümanlık bundadır. İçimizi ihtiras mı kaplamış? Sakınalım.
Huzur bundadır. Milyonlarca Müslümanın koştuğu ezan seslerine kulak mı
tıkadık? Açalım ve koşalım. Kurtuluş bundadır. Ruhumuzu kin ve düşmanlık mı
bürümüş? Unutalım. Güven bundadır. Allah Teâlâya kulluk vazifelerimiz mi
eksik? İkmal etmeye çalışalım. Hiç olmazsa noksanlarımızı idrak ve itiraf
edelim. Bu mübarek gecede bir hesabımızı yapalım. İslamî birlik ve
beraberliğimizi, kardeşliğimizi kaybedip parça parça mı olmuşuz? Kaynaşalım.
Yükselme ve ilerleme bundadır. Yoksulları, fakirleri, kimsesizleri görelim
ve elimizi onlara uzatalım. Hayır ve refah bundadır. Çocuklarımıza dinlerini,
imanlarını, mukaddes ve milli değerlerini öğretelim. Bu husustaki
İhmallerimizi telafi etmeye çalışalım. Çünkü istikbal bundadır.
Ruhumuzdaki susuzluğa
son verelim
Muhterem okuyucu!
Bu
kutsal geceyi sakın gafletle geçirmeyelim. Bilhâssa böyle gecelerde rahmet
ve mağfiret pınarları gürül gürül akarken gönül kaplarımızı doldurmazsak,
boş bırakırsak yazık olur. İçimizdeki harâret, rûhumuzdaki susuzluk devâm
edip gider. İnsân denilen varlık ne tuhaftır. Hem harâretten, susuzluktan
yana-yakıla şikâyette bulunur; hem de bu harâreti dindirecek, bu susuzluğu
giderecek bin bir imkân yanında ve bin bir fırsat önünde iken onlardan
faydalanmayı düşünmez.
Müminler için bu gece, hem af, mağfiret ve ilahi rahmete kavuşma vesilesi,
hem de birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını en yoğun bir şekilde
yaşadıkları bir fırsattır. Bu gecede kırgınlara son verilir, gönüller alınır,
fakir fukara hatırlanır. Bu sebepledir ki asırlar boyu bu topraklar üzerinde
yaşayan Müslüman ecdadımız, bu geceyi diğer kutsal geceler gibi, dini hayata
derinlik kazandıran bir değer olarak görmüşler ve onu nefisleri kontrol
altına almanın bir fırsatı olarak değerlendirmişlerdir.
Bunalan ruhlar için bu gece gerçekten bulunmaz bir fırsattır. Bu gece,
kulluk esprisi içinde Allahın ilahlık hakikatine en köklü anlamda bir
sığınma anlamı taşıyan ve ibadetin özü olan dualarla en güzel bir şekilde
değerlendirilmeli, günahlardan arınmak için Yüce Allaha yalvarıp
yakarılmalı, tevbe ve istiğfarda bulunulmalıdır.
Dipnotlar:
2 Deylemi,
Firdevs, 2/196, No: 2975
3 Abdülkadir
Geylani, a.g.e, 236
4 Necm Sûresi: 39
5 Nahl Sûresi: 97
Mehmet Talü |