Sultanradyo
SultanGroup @ Designed By GüLe SevdaLi
 
.
 Anasayfa
 
. ..
.
 

MÜBAREK GÜN VE GECELER:

 
Regaib Gecesi 3    
Bu mübarek geceye adını veren “Regaib” kelimesi Arapçada: “Bahâsı ağır şey” veyâhut da: “Bol at┠mânasına gelen “Regîbe”nin cem’i (çokluk şekli)dir. Şu hâlde Regaib Gecesi: “Cenab-ı Hakk’ın in’âm hazînesinden bahâsı ağır şeylere veyâ bol atıyyelere nâil olma gecesi” demek olur. Bu gece, rağbet bulmuş, pek mübarek, pek kıymetli bir gecedir.

Ebû Ümame (R.A.) dan rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri çevrilmez, muhakkak kabul olunur. Bunlar: Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesi, yani Berat gecesi, cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi ve Kurban bayramı geceleridir.”2

Duaların makbul olacağı geceler arasında Receb ayının ilk gecesiyle Cuma gecesi bulunması bu gecelerin ihyasına bir işaret sayılmış ve ümmet tarafından bu gecelerin daha fazla ibadetle geçirilmesi iyi karşılanmıştır.

Ömer b. Abdülaziz (R.A.) şöyle demiştir: Sene içinde, dört geceye dikkat edeceksin. Çünkü Allah Teâlâ, o gecelerde bol bol rahmet indirir. O geceler:

a) Receb ayının ilk gecesi.

b) Şaban ayının orta gecesi, yani Berat gecesi.

c) Ramazan ayının yirmi yedinci, yani Kadir gecesi.

d) Ramazan bayramı gecesi..

Halid b. Ma’dan (R.A.) şöyle demiştir: Sene içinde beş gece vardır. Bir kimse, iman ederek ve sevabını Allah Teâlâ’dan bekleyerek, o geceleri ibadetle geçirmeye devam eder ise, Allah Teâlâ, onu cennetine girdirir. O geceler:

1- Receb ayının ilk gecesi.. O gece namaz kılmalı, ibadet etmeli, gündüzünde oruç tutmalı.

2- 3- İki bayram gecesi.. Onların gecelerinde namaz kılmalı, ibadet etmeli gündüzlerini de oruçsuz geçirmelidir.

4- Şaban ayının ortası, yani Berat gecesi. O gece namazla, ibadetle geçirmeli; gündüzünde de oruç tutmalıdır.

5- Aşura gecesi, yani Muharrem ayının onuncu gecesi. Bu gece namaz kılmalı, ibadet etmeli, gündüz oruçlu bulunmalıdır.3

Bu gece bir fırsattır

Binaenaleyh biz de, bu gecede yapacağımız dua ve ibadetlerimizin muhakkak kabul olunacağına ve Allah Teâlâ’nın biz kullarına olan lütfu, ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak bu geceyi ihya etmeye gayret gösterelim. Böyle mübarek fırsatlardan faydalanıp afv olunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah sayılan hareketlerden sakınalım. Bu fırsat bir daha insanın eline ya geçer, ya geçmez.

Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbablarımız! Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek... Binaenaleyh bu mübarek Regaib gecesini toparlanmamıza vesile kılmalıyız.

Regaib Kandili, Yüce Allah’ın af ve mağfiretinin istendiği, umut, huzur ve ilahî müjdelerle dolu bir gecedir. Bu nedenle, bu mübarek gece ve onu izleyen günler, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlamaya ve hatırlatmaya, yanlış ve kusurlarımızdan dönmeye vesile olmalıdır.

Bu sebeple, idrak etmekle şeref duyduğumuz bu gece, Allah’a samimiyetle bağlanan kalplerin, açılan ellerin, yalvaran dillerin boş dönmeyeceği inancıyla; başta İslam aleminin aziz ve mansur olması, ülkemizin ve milletimizin birliği, dirliği, huzuru ve geleceği için; solan yüzlerin gülmesi, kaybolan ümitlerin tekrar gelmesi, sevgi, saygı, barış, hoşgörü ve kardeşliğin hakim olması, kötülük ve düşmanlıkların ortadan kalkması, fakirlik ve tembellikten kurtulunması, vatanımızın her köşesinden başarı ve kalkınma seslerinin yükselmesi, gönüllerimizin aydınlanması ve manevi huzurla dolması için, hepimiz yeniden düşünmeli, çalışmalı ve dua etmeliyiz.

Muhterem Okuyucu!

Bu mübarek geceye adını veren “Regaib” kelimesi Arapçada: “Bahâsı ağır şey” veyâhut da: “Bol at┠mânasına gelen “Regîbe”nin cem’i (çokluk şekli)dir. Şu hâlde Regaib gecesi: “Cenab-ı Hakk’ın in’âm hazînesinden bahâsı ağır şeylere veyâ bol atıyyelere nâil olma gecesi” demek olur. Bu gece, rağbet bulmuş, pek mübarek, pek kıymetli bir gecedir. Cenab-ı Hakk’ın kıymet ve değer verdiğine önem vermekle, kişi de kıymet ve değer bulur. Sen O’na değer ver ki, Allah Teâlâ da sana kıymet versin…

Huzura açılan kapı

Birer cüz’ü olduğumuz şu mâdde âleminde bahâsı ağır sayılan şeylerin değerleri izâfîdir, i’tibârîdir, ârızîdir. Bu gün değerli olan yarın kıymetini kaybedebilir. Bu gün değersiz olan, yarın değerlenebilir. Bu gün yeni olan, yarın eskiyebilir. Bende olmayan, sizde bulunabilir. Lâkin Regaib gecesinin “bahâsı ağır şeyler”i öyle değil! Yoksula da, zengine de hâzırdır. Dâimâ aynı değerdedir. Dâimâ yenidir ve herkes için mümkündür. Bu değerli şeyler, bu bol atıyyeler: İmândır, irfândır, ilâhî burhândır, ihsân ve gufrândır, dünyâ saadeti, âhiret selâmetidir.

Demek ki bu gece, Yüce Mevlâ’nın rahmet hazinesinden değeri üstün, bahâsı ağır atıyyelere erişme gecesidir. İnanmış insanların gönül huzuruna kavuşacakları bir gecedir. Allah Teâlâ’ya yönelmenin, O’ndan af ve bağış dilemenin hazzını tadacakları kutlu bir gecedir. Bu gecede Yüce Allah’ın sonsuz rahmeti mü’minleri kuşatır. O’na yükselen dualar kabul görür. Yalvaran diller ve kaldırılan eller boş geri çevrilmez.

Üç aylar iyi değerlendirilmeli

Müslümanlar için çok kıymetli olan bu geceyi ve mübarek üç ayları uyanık bir şekilde geçirmeliyiz. Günahlarımıza, yanlış tutum ve davranışlarımıza tevbe etmeli, hatalı yolda isek hemen dönmeliyiz. Yüce Rabbımıza karşı eksik olan kulluğumuzu tamamlamaya çalışmalıyız.

Milletimizin manevi duygularını canlandıran, kendi iç dünyalarını değerlendirme fırsatı veren, sorumluluk sahibi herkesin görev ve sorumluluğunu hatırlamasına vesile olan Regaib gecesi, duygu ve düşüncelerimizde yenilenerek ilahi rahmeti çekecek işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için bir nimettir.

Kur’an-ı Kerim’in; “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır”4,

“Erkek veya kadın kim mü’min olarak iyi amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz”5 beyanları, maddi ve manevi yönden ilerlemenin ve her alanda var olma yolunun çalışmak ve emek sarf etmekten geçtiğini, hayatın güzelleşmesinin iman ve çalışma ile mümkün olacağına işaret etmektedir.

Mü’minlerin gönüllerinde huzur veren duygu ve hislerin oluşmasına, zaman zaman oluşan olumsuz düşüncelerden zihinlerin temizlenmesine vesile olan Regaib gecesini, fert ve toplum olarak bu duygular içerisinde değerlendirmek durumundayız. Çünkü, hayatımızda maddi ve manevi yönden denge oluşturmaya, tutarlı yaşamaya, insanlarımızı ayırmadan ve yargılamadan anlamaya, kendi içinde ve çevresiyle barışık olmaya, paylaşmaya, ekonomik sıkıntılardan dolayı ümitlerini ve ahlaki değerlerini kaybedenleri nasıl kazanacağımızı düşünmeye, insanlıktan sorumlu topluluğun bir parçası olarak eğitim ve bilimde ahlaki ve evrensel değerleri ortaya koymada, üretim ve kalitede hukuk ve adalete bağlı kalmada yükselmeye ihtiyacımız vardır.

Dostluk ve kardeşlik hakim kılınmalı

Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların yükseldiği, inananların huzur bulduğu böyle gecelerde; insanlarımız kalplerinde iyimserlik ve ümit kandillerini yakmalı, Regaib’in engin mesajını ruhlarında hissetmeli, ufuklarını açacak aydınlatıcı bilgilere doğru koşmalı, İslam dininin yaratanı tanıma ve ona bağlılık, yaratılanı sevme ve güzel ahlak dini olduğunu idrak etmeli ve gönül kapılarını herkese açmalıdır.

İslam alemi bu geceyi her yıl hüzün, keder ve kalplerdeki burukluğu yaşayarak idrak etmektedir. Çünkü İslam aleminin bir bölümünün çevresinde meydana gelen ve uzun zamandır çözümü de mümkün olmayan hadiseler, sağduyu sahibi bütün insanları üzmekte ve derinden yaralamaktadır. İnanıyor ve ümit ediyorum ki aklı selim galip gelecek, şiddet ve akan kan durdurulacak barış hakim olacaktır. İnsanlık adına hayır düşünen ve şiddetin yürekleri parçaladığına inanan herkesin gerekli hassasiyeti göstermesini diliyorum.

Allah Teâlâ’ya hamd olsun, bir Regaib gecesini daha idrakimiz nasip ve müyesser oldu. Binaenaleyh bu nimetin kadrini bilerek şükrünü ödemek mecburiyetindeyiz. Esasen Regaib gecesinin ihya edilmesi, her mü’min için ulvi bir vazifedir. Bu mübarek geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur’an-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

Regaib gecesinin en önemli yönlerinden birisi de insanların kendilerini hesaba çekme, günah ve sevaplarını düşünerek bundan sonraki hayatına çekidüzen vermelerine imkan tanımasıdır. Binaenaleyh: “Bu gece vesilesiyle, yüce Rabbimize karşı eksik olan kulluğumuzu tamamlamaya çalışalım. Allah Teâlâ’ya daha yakın olabilmenin yollarını arayalım. Dilimizi, kalbimizle birleştirerek can ü gönülden hatalarımıza, kusurlarımıza, günahlarımıza tevbe edip, daha ileriye, daha iyiye ve daha güzele yönelmeye gayret edelim. Tembellik cehalet ve gafleti terk edip, gayrete gelelim. “Kısacası: Mağfiret-i İlahiyyeye nail olabilmemiz için yapılması ne gerekli ise onu yapalım. Günah mı işledik. Tevbe edelim. Felah bundadır. Allah Teâlâ ve Resulünün yolundan mı ayrıldık? Hemen dönelim. Salah bundadır. Din kardeşlerimizden birinin gönlünü mü kırdık? Onaralım. İnsanlık bundadır. Üzerimizde başkalarının hakkı mı var? Ödeyelim. Müslümanlık bundadır. İçimizi ihtiras mı kaplamış? Sakınalım. Huzur bundadır. Milyonlarca Müslüman’ın koştuğu ezan seslerine kulak mı tıkadık? Açalım ve koşalım. Kurtuluş bundadır. Ruhumuzu kin ve düşmanlık mı bürümüş? Unutalım. Güven bundadır. Allah Teâlâ’ya kulluk vazifelerimiz mi eksik? İkmal etmeye çalışalım. Hiç olmazsa noksanlarımızı idrak ve itiraf edelim. Bu mübarek gecede bir hesabımızı yapalım. İslamî birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi kaybedip parça parça mı olmuşuz? Kaynaşalım. Yükselme ve ilerleme bundadır. Yoksulları, fakirleri, kimsesizleri görelim ve elimizi onlara uzatalım. Hayır ve refah bundadır. Çocuklarımıza dinlerini, imanlarını, mukaddes ve milli değerlerini öğretelim. Bu husustaki İhmallerimizi telafi etmeye çalışalım. Çünkü istikbal bundadır.

Ruhumuzdaki susuzluğa son verelim

Muhterem okuyucu!

Bu kutsal geceyi sakın gafletle geçirmeyelim. Bilhâssa böyle gecelerde rahmet ve mağfiret pınarları gürül gürül akarken gönül kaplarımızı doldurmazsak, boş bırakırsak yazık olur. İçimizdeki harâret, rûhumuzdaki susuzluk devâm edip gider. İnsân denilen varlık ne tuhaftır. Hem harâretten, susuzluktan yana-yakıla şikâyette bulunur; hem de bu harâreti dindirecek, bu susuzluğu giderecek bin bir imkân yanında ve bin bir fırsat önünde iken onlardan faydalanmayı düşünmez.

Müminler için bu gece, hem af, mağfiret ve ilahi rahmete kavuşma vesilesi, hem de birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını en yoğun bir şekilde yaşadıkları bir fırsattır. Bu gecede kırgınlara son verilir, gönüller alınır, fakir fukara hatırlanır. Bu sebepledir ki asırlar boyu bu topraklar üzerinde yaşayan Müslüman ecdadımız, bu geceyi diğer kutsal geceler gibi, dini hayata derinlik kazandıran bir değer olarak görmüşler ve onu nefisleri kontrol altına almanın bir fırsatı olarak değerlendirmişlerdir.

Bunalan ruhlar için bu gece gerçekten bulunmaz bir fırsattır. Bu gece, kulluk esprisi içinde Allah’ın ilahlık hakikatine en köklü anlamda bir sığınma anlamı taşıyan ve ibadetin özü olan dualarla en güzel bir şekilde değerlendirilmeli, günahlardan arınmak için Yüce Allah’a yalvarıp yakarılmalı, tevbe ve istiğfarda bulunulmalıdır.

Dipnotlar:

2 Deylemi, Firdevs, 2/196, No: 2975

3 Abdülkadir Geylani, a.g.e, 236

4 Necm Sûresi: 39

5 Nahl Sûresi: 97

Mehmet Talü

 

 

 

 

...

 

 

.
.Mübarek Günler