|
Cahiliyye devrinde,
birbiri ile çarpışmaya ve talana alışmış olan Araplara fasılasız üç ay
güvenlik ve sulh içinde yaşamak çok ağır geliyordu. Onun için Hz.
İbrahim (A.S.) ve Hz. İsmail (A.S.)dan beri devam ede gelen bu tertibi
canlarının istediği gibi bozmaya, mesela Muharrem ayındaki haramlığı
Safer ayına çevirmeye, diğer haram ayları da ileri geri götürmeye
başladılar ve hadis-i şeriflerde de belirtildiği üzere:
Muharrem ayını
Safer diye isimlendirerek,
(Bak. Buhari, Hacc: 34, Menakıbul-ensar: 26, Müslim, Hacc: 198, Ebu
Davud, hacc: 80) Muharremi haram ayı olmaktan çıkarıyorlar, haram
ayındaki yasakları işliyorlardı. Böylece, Muharremin haramlığını Safer
ayına tehir ediyorlardı. Maksatları ardarda gelen üç haram ayı ikiye
indirmek, üçüncüyü bir ay geriye bırakmaktı. Çünkü üç ay üst üste,
savaşmak, yağmalamak ve öldürmek gibi alışkanlıklardan uzak kalmak
onlara zor geliyordu. Cenâb-ı Hak, Kuran-ı Kerimde:
Haram ayları
ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir
olanlar saptırılır. ALLAHın haram kıldığının sayısını bozmak ve Onun
haram kıldığını helal kılmak için haram ayını bir yıl helal sayarlar,
bir yıl da haram sayarlar. Böylece onların kötü işleri kendilerine güzel
gösterilmiştir. ALLAH kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
(Tevbe Sûresi: 37) buyurarak, onların bu nesi
tatbikatlarını küfürde artış olarak değerlendirmiştir.
Bu hal hicretin 10.
yılına kadar devam etti. Veda Haccında Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz
ayların o sene tam yerini bulduğunu açıkladı.
Binaenaleyh, Safer
ayının uğursuzluğu hakkında söylenenlerin asıl menşei işte bu cahiliyye
devri davranışlarıdır. Öyle ya! Bir adamın yurdunda ve ailesi yanında
rahatça oturmasını ve dağda, bayırda serbestçe gezip-dolaşmasını
değiştiren, şehirlileri gurbete çıkarıp bedevilerden bir kısmını savaşa
gönderen, bir kısmını da sakınmaya, korunmaya, korkmaya mecbur eden bir
ay; uğursuz sayılmaz da ne yapılır? İşte Arabistan çöllerinde meydana
gelen bu hadiseler, Safer ayının Saferul-hayr diye
vasıflandırılmasına rağmen uğursuz sayılmasına sebep olmuştur. (Geniş
bilgi için bak. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve
Terimleri Sözlüğü, 3/89-90)
Safer; ayrıca
cahiliyye devri arablarının inandığı bir uğursuzluk çeşididir. Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bunu reddetmiştir. Ebû Hureyre (R.A.)den
rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
Hastalığın,
sahibinden bir başkasına
kendi kendine sirâyeti yoktur, eşyâda uğursuzluk yoktur. Ükey ve
baykuş ötmesinin tesîri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk
yoktur. Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mümin!
Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç! buyurdu. (Buhari,
Tıp: 19)
Hadis-i şerifte geçen Safer iki şekilde tevil
edilmiştir. Birinci tevile göre bundan maksat: Safer ayıdır.
Yukarıda da izah edildiği gibi, Cahiliyyet devrinde Araplar Nesi
usûlüne göre, Muharrem ayının haram ay oluşunu Safere naklederlerdi. Ve
bu sûretle Safer, haram aylardan sayılırdı. Resûlü Ekrem (S.A.V.)
Efendimiz bunu da men edip: Artık Safer ayı için hürmet yoktur!
Buyurmuştur. |