|
Bu
mübarek gecelerde, tevbe, dua, niyaz ve istiğfarlarımızla ALLAHa yaklaşmaya
ve kendimizi affettirmeye çalışmalıyız. Ayrıca bol bol ve düşünerek Kuran
okumalı, kaza namazı kılmalı, kendimiz için, ailemiz için, milletimiz için
ve bütün insanlık için ellerimizi yüce Rabbimize açıp dualar etmeliyiz. Bu
gecelerde yapılacak ibadetlerin, verilecek sadakaların daha çok kabul
edileceği inancımızı hatırlayarak ALLAHın türlü nimetleri ile bizi
sevindirdiği gibi bizler de birer yoksul aile bulup ihsan ve ikramlarla
sevindirmeliyiz. Hastaları ziyaret etmeli, kimsesizlerin gönlünü almalı,
büyüklerimize saygımızı küçüklerimize sevgimizi en uygun usül ve yolla
mutlaka göstermeli ve bu, yüce İslam dininin size ikramıdır demeliyiz. Bu
gecelerde tevbe ve niyazlarımızla kurtulacağımız her türlü davranışlarımızı
bir kenara bırakmalı ve geleceğimizi de hiçbir kötü davranışın gölgelemesine
müsaade etmemeliyiz.
Bu mübarek gün, gece ve
ayların birey ve toplum yaşantısında etkisi mutlaka görülmeli, büyüklerin
gönülleri alınmalı, eş ve dostlarımızın hatırlan sorulmalı, kimsesizler
aranmalı, insanlara ikram edilmeli, yetimler gözetilmeli, yardıma muhtaç
kimselere yardım edilmelidir. Özellikle de içinde yaşadığımız çok kültürlü
toplumlarda, bu mübarek iklimi evimizde eş ve çocuklarımızla birlikte
hissetmeliyiz. Aramızdaki olası kırgınlıklar ve dargınlıklar son bulmalı,
hoşgörü ve bağışlayıcılığımız ön plana çıkarılmalıdır. Ve dahası ahlaklı
olmaya ve düşünmeye/tefekküre önem verilmelidir.
Dinî duyguların yoğunluk
kazandığı, merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk
noktaya ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı bir zaman dilimi olan üç
aylar, Türk-İslam geleneğinde mübarek yani bereketli aylar olarak görülmüş
ve isimlendirilmiştir. Ancak burada, sırf bu zaman dilimine girmekle
kendiliğinden ulaşacağımız bir kazançtan ziyade ibadetlerle, iyi ve doğru
davranışlarla elde edebileceğimiz bir sevap, çabayla hak edilecek bir
bereket ve verimlilik söz konusudur.
İnsanların geçmişin
muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı
bulacakları bu dönem, hatalardan ve günahlardan temizlenme, hayırlı ve
yararlı işler yapma, iyilikte yarışma zamanıdır.
Dinî hayatımıza pozitif
anlamda yeni bir heyecan, canlılık ve ivme kazandıran üç aylar ve bu aylar
içinde yer alan kandiller, yaratılış gayemizi düşünmemiz, Yaratan ve
yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece
değerli fırsatlardır. Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler,
gönül evlerimizi aydınlatan ışıklardır.
Kısa fasılalarla
birbirini takip eden mübarek kandil gecelerimizin biz müslümanlarca ifade
etmiş olduğu mana pek yücedir. Bu mübarek kandil gecelerimizde pırıl pırıl
yanan o kandiller, ışıklarıyla karanlık gecelerimizi, nurlarıyla kararan
kalplerimizi aydınlatır.
İnsan bir taraftan
yaratılmışların en saygını, diğer taraftan da pek çok zaaf ve kusurla yüklü
bir varlıktır. İnsanın hayatı boyunca devam eden zihinsel ve fiziksel
aksiyonlardaki zıtlıklar arasında gidip gelmeleri ve çalkantılı hali de
bundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ilahi rahmete fazlasıyla mazhar olan
bu zaman diliminde kendimizi sorgulamaya ve dinin manevi ikliminde gönül
huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya, ihtiraslarımızı dizginleyip küçük
menfaat çekişmelerinden uzak kalmaya ihtiyacımız daha da artmaktadır. Bu
vesileyle aramızdaki çekişmeleri, kin ve kırgınlıkları, şahsi menfaat
hesaplarını bertaraf etmeli, Yüce Dinimizin bizden istediği, sevgi ve
hoşgörü ortamının kurulmasına, kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine,
insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret göstermeliyiz.
sasen
Regaib, Mîrac, Berat, Kadir Gecesi, Arefe Günü ve Ramazan Bayramı gibi
mübarek gün ve geceler güzel amellerle içini doldurabildiğimiz,
yanlışlarımızın farkına varıp doğru istikamete yönelebildiğimiz ölçüde bizim
için bereketli ve kazançlı zaman dilimleri olacaktır.
Mübarek gün ve geceler, yaratılış gayemizi düşünmemiz, yaratan ve
yaratılanlarla olan münasebetlerimizi gözden geçirmemiz için bulunmaz
fırsatlardır. Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler,
ışıklarıyla sadece karanlık gecelerimizi değil, aynı zamanda manevi feyziyle
de kalplerimizi, manevi dünyamızı ve geleceğimizi aydınlatan ışıklardır;
kendimizi denetleme ve değerlendirmenin, bir beşer olarak ilahi kudret
karşısındaki acziyetimizin şuurunda olarak taat, ibadet ve şükürlerimizi
artırmanın, bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe
hazırlıklı olmanın bir vesilesidir.
Kandiller, günümüzün yoğun karmaşık ve stresli hayat akışı içinde kaybolup
giden ve öze dönüşünü ihmal eden günümüz insanı için içe dönük bakış ve öz
denetim fırsatıdır. Bu esnada iman, ibadet ve temel ahlaki erdemler
bakımından kendimizi sorgular ve yeniler, tavır ve davranışlarımızı ilahi
öğütlerin ışığında gözden geçirir, Yüce Rabbimize olan sevgi ve
bağlılığımızı pekiştirebilirsek bize sunulan bu altın fırsatları iyi
değerlendirmiş oluruz.
İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu
zaman diliminde, gönül huzuru içerisinde yaratıcımıza, ailemize,
çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve
sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlayalım, yanlış ve
kusurlarımızdan dönelim, elimizi ve gönlümüzü uzanabileceğimiz herkese
açalım, aramızdaki sevgi bağını, dayanışma ruhunu güçlendirelim.
Birbirimizin kusur ve hatasını örtmeye ve telafi etmeye, güzellikleri öne
çıkarıp paylaşmaya çalışalım. Kırgın gönülleri barıştıralım, ihtiraslarımızı
dizginleyip küçük menfaat çekişmelerinden uzak duralım, yüce Dinimizin
bizden istediği kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlâkî
meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.
Ülkemizde huzur ve barış içinde asırlardır birlikte yaşamış insanlarımızı
birbirine düşman etmek için gündeme getirilen dini, siyasi, kültürel ve
etnik ayrılık ve farklılıkları değil ortaklaşa sahip olduğumuz değerlerimizi
yaşatalım ve güçlendirelim. Aramızdaki sevgi-saygı bağını,
dayanışma-kaynaşma ruhunu pekiştirerek, kin ve düşmanlık duygularımızın bizi
yönetmesine fırsat vermeyerek hem insani ve dini hasletlerimizi, hem de
toplum olarak birlik ve bütünlüğümüzü, huzur ve esenliğimizi koruyalım. Yüce
dinimizin bizden istediği kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insani
ve ahlaki meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.
Masum
bir insanın kanını dökmek, ALLAH katında beratının önündeki en büyük
engellerden biridir. Öyleyse gelin, kim adına ve ne maksatla yapılırsa
yapılsın savaş, terör ve şiddetin sona ermesi, açlık, sefalet ve cehaletin
yok olması, barış ve huzurun hakim olması için dua ve niyazda bulunalım. Her
bir ferdin, özellikle de sorumlu ve yetkililerin bu uğurda elinden gelen
gayreti göstermesi gerektiğini bilelim ve anlatalım. Bireyleri ve toplumları
derinden sarsan sayısız sorunların yaşandığı dünyamızda, insanlık onuruna
yaraşır, aydınlık bir geleceğin inşası ancak böyle bir ortak akıl ve çaba
ile mümkün olabilir.
Mehmet Talü
|