Sultanradyo
SultanGroup @ Designed By GüLe SevdaLi
 
.
 Anasayfa
 
. ..
.
 

MÜBAREK GÜN VE GECELER:

 
Üç aylar 2    
Bu mübarek gecelerde, tevbe, dua, niyaz ve istiğfarlarımızla ALLAH’a yaklaşmaya ve kendimizi affettirmeye çalışmalıyız. Ayrıca bol bol ve düşünerek Kur’an okumalı, kaza namazı kılmalı, kendimiz için, ailemiz için, milletimiz için ve bütün insanlık için ellerimizi yüce Rabbimize açıp dualar etmeliyiz. Bu gecelerde yapılacak ibadetlerin, verilecek sadakaların daha çok kabul edileceği inancımızı hatırlayarak ALLAH’ın türlü nimetleri ile bizi sevindirdiği gibi bizler de birer yoksul aile bulup ihsan ve ikramlarla sevindirmeliyiz. Hastaları ziyaret etmeli, kimsesizlerin gönlünü almalı, büyüklerimize saygımızı küçüklerimize sevgimizi en uygun usül ve yolla mutlaka göstermeli ve bu, yüce İslam dininin size ikramıdır demeliyiz. Bu gecelerde tevbe ve niyazlarımızla kurtulacağımız her türlü davranışlarımızı bir kenara bırakmalı ve geleceğimizi de hiçbir kötü davranışın gölgelemesine müsaade etmemeliyiz.

Bu mübarek gün, gece ve ayların birey ve toplum yaşantısında etkisi mutlaka görülmeli, büyüklerin gönülleri alınmalı, eş ve dostlarımızın hatırlan sorulmalı, kimsesizler aranmalı, insanlara ikram edilmeli, yetimler gözetilmeli, yardıma muhtaç kimselere yardım edilmelidir. Özellikle de içinde yaşadığımız çok kültürlü toplumlarda, bu mübarek iklimi evimizde eş ve çocuklarımızla birlikte hissetmeliyiz. Aramızdaki olası kırgınlıklar ve dargınlıklar son bulmalı, hoşgörü ve bağışlayıcılığımız ön plana çıkarılmalıdır. Ve dahası ahlaklı olmaya ve düşünmeye/tefekküre önem verilmelidir.

Dinî duyguların yoğunluk kazandığı, merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı bir zaman dilimi olan üç aylar, Türk-İslam geleneğinde “mübarek” yani bereketli aylar olarak görülmüş ve isimlendirilmiştir. Ancak burada, sırf bu zaman dilimine girmekle kendiliğinden ulaşacağımız bir kazançtan ziyade ibadetlerle, iyi ve doğru davranışlarla elde edebileceğimiz bir sevap, çabayla hak edilecek bir bereket ve verimlilik söz konusudur.

İnsanların geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı bulacakları bu dönem, hatalardan ve günahlardan temizlenme, hayırlı ve yararlı işler yapma, iyilikte yarışma zamanıdır.

Dinî hayatımıza pozitif anlamda yeni bir heyecan, canlılık ve ivme kazandıran üç aylar ve bu aylar içinde yer alan kandiller, yaratılış gayemizi düşünmemiz, Yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece değerli fırsatlardır. Milletimizin “kandil” olarak adlandırdığı bu geceler, gönül evlerimizi aydınlatan ışıklardır.

Kısa fasılalarla birbirini takip eden mübarek kandil gecelerimizin biz müslümanlarca ifade etmiş olduğu mana pek yücedir. Bu mübarek kandil gecelerimizde pırıl pırıl yanan o kandiller, ışıklarıyla karanlık gecelerimizi, nurlarıyla kararan kalplerimizi aydınlatır.

İnsan bir taraftan yaratılmışların en saygını, diğer taraftan da pek çok zaaf ve kusurla yüklü bir varlıktır. İnsanın hayatı boyunca devam eden zihinsel ve fiziksel aksiyonlardaki zıtlıklar arasında gidip gelmeleri ve çalkantılı hali de bundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ilahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu zaman diliminde kendimizi sorgulamaya ve dinin manevi ikliminde gönül huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya, ihtiraslarımızı dizginleyip küçük menfaat çekişmelerinden uzak kalmaya ihtiyacımız daha da artmaktadır. Bu vesileyle aramızdaki çekişmeleri, kin ve kırgınlıkları, şahsi menfaat hesaplarını bertaraf etmeli, Yüce Dinimiz’in bizden istediği, sevgi ve hoşgörü ortamının kurulmasına, kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret göstermeliyiz.

sasen Regaib, Mîrac, Berat, Kadir Gecesi, Arefe Günü ve Ramazan Bayramı gibi mübarek gün ve geceler güzel amellerle içini doldurabildiğimiz, yanlışlarımızın farkına varıp doğru istikamete yönelebildiğimiz ölçüde bizim için bereketli ve kazançlı zaman dilimleri olacaktır.

Mübarek gün ve geceler, yaratılış gayemizi düşünmemiz, yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi gözden geçirmemiz için bulunmaz fırsatlardır. Milletimizin “kandil” olarak adlandırdığı bu geceler, ışıklarıyla sadece karanlık gecelerimizi değil, aynı zamanda manevi feyziyle de kalplerimizi, manevi dünyamızı ve geleceğimizi aydınlatan ışıklardır; kendimizi denetleme ve değerlendirmenin, bir beşer olarak ilahi kudret karşısındaki acziyetimizin şuurunda olarak taat, ibadet ve şükürlerimizi artırmanın, bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın bir vesilesidir.

Kandiller, günümüzün yoğun karmaşık ve stresli hayat akışı içinde kaybolup giden ve öze dönüşünü ihmal eden günümüz insanı için içe dönük bakış ve öz denetim fırsatıdır. Bu esnada iman, ibadet ve temel ahlaki erdemler bakımından kendimizi sorgular ve yeniler, tavır ve davranışlarımızı ilahi öğütlerin ışığında gözden geçirir, Yüce Rabbimize olan sevgi ve bağlılığımızı pekiştirebilirsek bize sunulan bu altın fırsatları iyi değerlendirmiş oluruz.

İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu zaman diliminde, gönül huzuru içerisinde yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlayalım, yanlış ve kusurlarımızdan dönelim, elimizi ve gönlümüzü uzanabileceğimiz herkese açalım, aramızdaki sevgi bağını, dayanışma ruhunu güçlendirelim. Birbirimizin kusur ve hatasını örtmeye ve telafi etmeye, güzellikleri öne çıkarıp paylaşmaya çalışalım. Kırgın gönülleri barıştıralım, ihtiraslarımızı dizginleyip küçük menfaat çekişmelerinden uzak duralım, yüce Dinimiz’in bizden istediği kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Ülkemizde huzur ve barış içinde asırlardır birlikte yaşamış insanlarımızı birbirine düşman etmek için gündeme getirilen dini, siyasi, kültürel ve etnik ayrılık ve farklılıkları değil ortaklaşa sahip olduğumuz değerlerimizi yaşatalım ve güçlendirelim. Aramızdaki sevgi-saygı bağını, dayanışma-kaynaşma ruhunu pekiştirerek, kin ve düşmanlık duygularımızın bizi yönetmesine fırsat vermeyerek hem insani ve dini hasletlerimizi, hem de toplum olarak birlik ve bütünlüğümüzü, huzur ve esenliğimizi koruyalım. Yüce dinimizin bizden istediği kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insani ve ahlaki meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Masum bir insanın kanını dökmek, ALLAH katında beratının önündeki en büyük engellerden biridir. Öyleyse gelin, kim adına ve ne maksatla yapılırsa yapılsın savaş, terör ve şiddetin sona ermesi, açlık, sefalet ve cehaletin yok olması, barış ve huzurun hakim olması için dua ve niyazda bulunalım. Her bir ferdin, özellikle de sorumlu ve yetkililerin bu uğurda elinden gelen gayreti göstermesi gerektiğini bilelim ve anlatalım. Bireyleri ve toplumları derinden sarsan sayısız sorunların yaşandığı dünyamızda, insanlık onuruna yaraşır, aydınlık bir geleceğin inşası ancak böyle bir ortak akıl ve çaba ile mümkün olabilir.

Mehmet Talü

 

 

 

 

...

 

 

.
.Mübarek Günler