Sultanradyo
SultanGroup @ Designed By GüLe SevdaLi
 
.
 Anasayfa
 
. ..
.
 

MÜBAREK GÜN VE GECELER:

 
Şaban ayının fazileti 4    
Bu mevsim; Hâlık-ı Zü’l-Celâl’in ihsanıyla Cehennem ateşinden kurtulan, geçmiş günahları bağışlanan kimselerin ticaret mevsimidir.

Bu mevsim, iyilikle, ihsanla, itaatle ve ibadetlere devamla Rabbine yakınlık kazanan büyük hayırlar ve umumi rahmetler sebebi ile kurtuluşa erenlerin ticaret mevsimidir.

Bu mevsim, güzel niyetiyle sadaka ve zekâtlarını verenlerin, her çeşit orucunu boş sözlerden, kötü işlerden koruyanların, gözünü, kulağını ve dilini haramlardan çekenlerin ticaret mevsimidir.

Bu mevsim, darda kalanlara yardım edenlerin, zayıf ve çaresizlere acıyanların, sabır tevazu, vera, doğruluk, iffet, emniyet, mürüvvet ve vefa gibi güzel vasıflar kazanarak, nefislerini tezkiye edenlerin, ALLAH Teâlâ’nın bol ihsanı ve rızasına nail olanların, nihayet ALLAH Teâlâ katında, melekler katında ve insanlar yanında itibar ve sevgileri bulunanların ticaret mevsimidir.

O halde bütün gücümüzle bu mevsimde çalışalım. Karşılığı kat kat olan salih amellerle meşgul olalım. Şunu iyi bilelim ki, yaptığımız her şey yazıcı melekler tarafından zapt olunmaktadır. Yazılanların hep iyi şeylerimiz olması hususunda büyük titizlik ve gayret gösterelim.

“Gerçekten iman edip salih ameller işleyenlere gelince: Şüphe yok ki öyle güzel bir amel işleyenin mükafatını biz zayi etmeyiz.” Kehf sûresi: 30

Bir de bakın! Sanki daha dün uğurladığımız üç aylar geldi ve yine geçip gidecek. Uyumayalım! Ömrümüz de böyle gelip geçiyor. Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbaplarımız! Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek... Binaenaleyh bu mübarek üç ayları toparlanmamıza vesile kılarak, Rabbimizin:

“Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ’dan korkun da emirleri ifa edin. Herkes yarını, kıyamet günü için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın. ALLAH Teâlâ’dan korkun da yasak edilen şeyleri terk edin. Çünkü ALLAH Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.” (Haşır sûresi: 18) emrine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza bir bakalım. Abdullah b. Abbas (R.A.)den rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.) nasihat ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:

Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil:

1– İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce gençliğinin kıymetini bil. Oyun ve eğlence gibi sonu hüsran olan şeylerle geçirme.

2– Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil. Din ve dünyana yararlı hizmetler yap.

3– Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil. Zenginliğini ekonomik olarak kullan. Malını ve servetini lüzumsuz yere tüketme, tutumlu ol, cimri de olma.

4– İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil. Boş vakitlerini değerlendir. Tembel tembel oturma, yararlı hizmetler yap.

5– Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil. Düzenli ve tertipli olarak hem dünyan için ve hem de ahiretin için çalış. Hiç ölmeyecek gibi dünya işlerini yap, yarın ölecekmiş gibi ahiret hazırlığı yap. Yani, her ikisi için muvazeneli çalış.” (Hâkim, Müstedrek: 4/306)

 

Unutmayalım ki; içinde bulunduğumuz bu aylar, bu günler ve bu geceler, her zamankinden daha feyizli, daha bereketli, tevbelerin daha çok kabule şayan olduğu vakitlerdir.

Bu mukaddes vakitlere yetişmek belki her zaman bizlere nasip olmaz, bunun için bu vakitlerimizin kıymetini bilelim. İnsan oğlu nimetin içerisinde iken kıymetini her zaman takdir edemez. Bunun için her zamankinden daha çok ibadet edelim. Daha çok tevbe ve istiğfarda bulunalım. Bu mübarek gün ve gecelerde mü’minlerin mağfiret beraatlarının verileceğini yüce peygamberimiz bizlere haber vermektedir.

Elhamdülillah! İdrak ettiğimiz şu üç ayları güzelce değerlendirebilmek için:

1- Geçmişi iyi bir muhasebe etmeli tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Üç aylar; insanların geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı bulacakları, hata ve günahlardan temizlenip, hayırlı ve yararlı işlere yöneleceği bir zaman dilimidir. Hazret-i Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

“Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. (Amelleriniz) tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak. (İbn-i Ebi Şeybe, Kitabu’l-Musannef, 7/96, No: 34459) Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

Ey insanlar! O gün hesab ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.” (Hakka Sûresi: 18)

Yapılacak tevbe samimi ve gerçek olmalı, bir daha o günaha dönülmemelidir. Tevbe dil işi değil, kalp işidir. Tevbe, vücudun bütün azalarının Cenab-ı Hakk’ın emrine dönmesi demektir. Sözü papağan da söyler, amma idrak etmeden söyler. Nitekim:

Eylesen tûteyi ta’limi eder kelimât,
Sözü insan olur amma, özü insan olmaz!

denilmiştir. Tûti, papağan demektir. Papağana konuşmayı öğretsen, sözü insan gibi olur, amma özü insan olmaz, kuştur yine. Papağandır, tabiatı neyse odur. Hâl değişmeli ki, tevbe makbul olsun. Kul hakkı varsa, mutlaka helâlleşmek gerekir. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile ALLAH’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde ALLAH sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de: “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin” derler. “ (Tahrim Sûresi: 8) Üç ayları idrak eden herkes, ALLAH Teâlâ’nın:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.” (Zümer Sûresi: 53)

müjdesinin farkına vararak kendi özüne dönmeli, ümütlerini canlandırmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını güçlendirmelidir.

Bu âyet-i kerimede ALLAH Teâlâ’nın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki “ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyin” demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip ALLAH Teâlâ’ya dönmelerini teşvik etmektir. Çünkü tevbe kapısı daima açık.
 

Mehmet Talü

 

 

 

 

...

 

 

.
.Mübarek Günler