|
Bu mevsim; Hâlık-ı Zül-Celâlin ihsanıyla Cehennem ateşinden kurtulan,
geçmiş günahları bağışlanan kimselerin ticaret mevsimidir.
Bu mevsim, iyilikle, ihsanla, itaatle ve ibadetlere devamla Rabbine yakınlık
kazanan büyük hayırlar ve umumi rahmetler sebebi ile kurtuluşa erenlerin
ticaret mevsimidir.
Bu mevsim, güzel niyetiyle sadaka ve zekâtlarını verenlerin, her çeşit
orucunu boş sözlerden, kötü işlerden koruyanların, gözünü, kulağını ve
dilini haramlardan çekenlerin ticaret mevsimidir.
Bu mevsim, darda kalanlara yardım edenlerin, zayıf ve çaresizlere
acıyanların, sabır tevazu, vera, doğruluk, iffet, emniyet, mürüvvet ve vefa
gibi güzel vasıflar kazanarak, nefislerini tezkiye edenlerin, ALLAH
Teâlânın bol ihsanı ve rızasına nail olanların, nihayet ALLAH Teâlâ katında,
melekler katında ve insanlar yanında itibar ve sevgileri bulunanların
ticaret mevsimidir.
O halde bütün gücümüzle bu mevsimde çalışalım. Karşılığı kat kat olan salih
amellerle meşgul olalım. Şunu iyi bilelim ki, yaptığımız her şey yazıcı
melekler tarafından zapt olunmaktadır. Yazılanların hep iyi şeylerimiz
olması hususunda büyük titizlik ve gayret gösterelim.
Gerçekten iman edip salih ameller işleyenlere gelince: Şüphe yok ki öyle
güzel bir amel işleyenin mükafatını biz zayi etmeyiz.
Kehf sûresi: 30
Bir de bakın! Sanki daha dün uğurladığımız üç aylar geldi ve yine geçip
gidecek. Uyumayalım! Ömrümüz de böyle gelip geçiyor. Hani dedelerimiz,
ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani
geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbaplarımız! Nereye gittiler? Niçin
aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında
bizi de çekecek... Binaenaleyh bu mübarek üç ayları toparlanmamıza vesile
kılarak, Rabbimizin:
Ey iman edenler! ALLAH Teâlâdan korkun da emirleri ifa edin.
Herkes yarını, kıyamet günü için önden ne göndermiş
olduğuna bir baksın. ALLAH Teâlâdan korkun da yasak edilen şeyleri terk
edin. Çünkü ALLAH Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.
(Haşır sûresi: 18) emrine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza
bir bakalım. Abdullah b. Abbas (R.A.)den rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.)
nasihat ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:
Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil:
1 İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce gençliğinin
kıymetini bil. Oyun ve eğlence gibi sonu hüsran olan şeylerle geçirme.
2 Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil. Din ve dünyana yararlı
hizmetler yap.
3 Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil. Zenginliğini ekonomik
olarak kullan. Malını ve servetini lüzumsuz yere tüketme, tutumlu ol, cimri
de olma.
4 İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil. Boş vakitlerini
değerlendir. Tembel tembel oturma, yararlı hizmetler yap.
5 Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil. Düzenli ve tertipli olarak
hem dünyan için ve hem de ahiretin için çalış. Hiç ölmeyecek gibi dünya
işlerini yap, yarın ölecekmiş gibi ahiret hazırlığı yap. Yani, her ikisi
için muvazeneli çalış.
(Hâkim, Müstedrek: 4/306)
Unutmayalım ki; içinde bulunduğumuz bu aylar,
bu günler ve bu geceler, her zamankinden daha feyizli, daha bereketli,
tevbelerin daha çok kabule şayan olduğu vakitlerdir.
Bu mukaddes vakitlere yetişmek belki her
zaman bizlere nasip olmaz, bunun için bu vakitlerimizin kıymetini bilelim.
İnsan oğlu nimetin içerisinde iken kıymetini her zaman takdir edemez. Bunun
için her zamankinden daha çok ibadet edelim. Daha çok tevbe ve istiğfarda
bulunalım. Bu mübarek gün ve gecelerde müminlerin mağfiret beraatlarının
verileceğini yüce peygamberimiz bizlere haber vermektedir.
Elhamdülillah! İdrak ettiğimiz şu üç ayları
güzelce değerlendirebilmek için:
1- Geçmişi iyi bir muhasebe etmeli tevbe ve
istiğfarda bulunmalıyız. Üç aylar; insanların geçmişin muhasebesini yaparak
geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı bulacakları, hata ve
günahlardan temizlenip, hayırlı ve yararlı işlere yöneleceği bir zaman
dilimidir. Hazret-i Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:
Hesaba çekilmeden önce, kendinizi
hesaba çekiniz. (Amelleriniz) tartılmadan önce, kendi
amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki
en büyük arz, huzura alınma için gerekli
güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura
alınırsınız, Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak,
bütün sırlar meydana çıkacak. (İbn-i Ebi Şeybe, Kitabul-Musannef,
7/96, No: 34459) Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
Ey insanlar! O gün
hesab ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki
size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.
(Hakka Sûresi: 18)
Yapılacak tevbe samimi ve gerçek olmalı, bir
daha o günaha dönülmemelidir. Tevbe dil işi değil, kalp işidir. Tevbe,
vücudun bütün azalarının Cenab-ı Hakkın emrine dönmesi demektir. Sözü
papağan da söyler, amma idrak etmeden söyler. Nitekim:
Eylesen tûteyi
talimi eder kelimât,
Sözü insan olur amma, özü insan olmaz!
denilmiştir. Tûti, papağan demektir.
Papağana konuşmayı öğretsen, sözü insan gibi olur, amma özü insan olmaz,
kuştur yine. Papağandır, tabiatı neyse odur. Hâl değişmeli ki, tevbe makbul
olsun. Kul hakkı varsa, mutlaka helâlleşmek gerekir. ALLAH Teâlâ şöyle
buyuruyor:
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe
ile ALLAHa dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.
Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde ALLAH sizi,
içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından
(amellerinin) nurları aydınlatıp gider de: Ey Rabbimiz!
Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin
derler. (Tahrim Sûresi: 8) Üç ayları idrak eden herkes, ALLAH
Teâlânın:
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine
haddi aşan kullarım! ALLAHın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün
günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.
(Zümer Sûresi: 53)
müjdesinin farkına vararak kendi özüne
dönmeli, ümütlerini canlandırmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını
güçlendirmelidir.
Bu âyet-i kerimede ALLAH Teâlânın rahmet ve
muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. Onun rahmeti her şeyi
kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa
dikkat etmek gerekir ki ALLAHın rahmetinden ümit kesmeyin
demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr
insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an
evvel kötülükten vazgeçip ALLAH Teâlâya dönmelerini teşvik etmektir. Çünkü
tevbe kapısı daima açık.
Mehmet Talü |